|
60lı yılların sonlarında ortaya çıkmış, 70li yıllarda en parlak dönemlerini yaşamış, halen dünyada kendine has (devamı) |
2007 yılında ilkini düzenlediğimiz Dream Theater Tribute Night'ın ikincisiyle tüm Dream Theater severleri unutamayacakları bir geceye tanıklık etmeye çağırıyoruz. Bu muhteşem geceyi yaşamak isteyen herkesi saat 21.00'da Taksim Bronx'a bekliyoruz. Bilet Fiyatı: 12 TL + 1 Yerli içkidir..
Ayrıca gecede biletli olarak yer alan misafirler için Kirke Metal Shop'tan sürpriz hediyeler kazanma şansı..
Sahne alacak gruplar:
Radyoaktif
Mahzen
2 Frags Left
16 kasım durock bar @ 30 kasım Kemancı konserlerıne beklerız genel olarak lıste Dream theater,Deep purple,Pink Floyd,Led Zeppelin vs. gıbı gruplardan oluşmaktatır saygılar
NASA, The Beatles'ın across the universe şarkısını 40.yılında Polaris yıldızına gönderecek salı sabahı, bunu duyunca progressive rock müziğin ilk temellerini attığını düşündüğüm The Beatles'a progressive rock müzisyenlerinin cover versiyonlarını bulabildiğim kadarıyla videolara koyuyorum, umarım hoşunuza gider.
Sansür yine devrede, kendilerine bağımsızlık verilmiş mahkemelerimiz halkın bağımsızlığını engellemeye bayıldığından youtube'a erişim sağlanamıyor, dolayısıyla sayfadaki videolar da çalışmayacak, interneti 80ler dönemi TRT'sine, sanki şimdi çok farklı diyeceksiniz, çevirenlere teşekkürler.
Videoları da belli bir konsept altında topladım, haftada bir değiştirmeyi düşünüyorum.
Watching TV: Progrock gruplarının az da olsa yapılmış videoları
Living In The Past: Bundan grupların eski konserleri
Living With The Past: Grupların eski parçalarını çaldığı son dönemdeki kadrolarıyla yakın tarihli konserler
Alive..: Eski kurtların son dönem yaptığı şarkılardan örnekler.
Child In Time: Son dönem progrock gruplarından seçmeler.
Bu sayede insanların progressive rock müziği daha iyi tanıyacağını ve dinlemediği gruplar hakkında fikir edineceğini düşünüyorum, önerilere açığım.
Progressive rock'ın gerçek şeklini aldığı ilk albümdür In The Court. 1969 çıkışlı ve tarzın ilk albümü olmasına rağmen iyi kötü rock müzk dinleyen herkesin bildiği Epitaph, 21th Century Schizoid Man, I Talk To The Wind gibi parçaları barındırması ve bugün hala eleştirmenlerden tam puan alıyor olması albümün başarısının kanıtıdır. "Bundan daha iyisi olur mu?" sorusunun yanıtı bence yine King Crimson'dan Larks' Tongues In Aspic'le gelmiştir. Dinlenesidir.
Düzenleme; ehhehe direkt albüm kritiği yapmışım albümün cazibesine kapılıp :p
Aslında ben bu panoyu bir nevi serbest kürsü olarak planlamıştım, belirtmeye fırsatım olmamıştı:)) Yine de güzel bir başlangıç olmuş, panoya verdiğim isimle başlanmış oldu, ayrıca bu albümün bir özelliği de bir çokları tarafından progressive rock müziğin ilk albümü olarak nitelendirilmesi.
Çok uzun zamandır bir şey yazılmadığı için son çıkan albümler hakkında kısa bir bilgi vereyim dedim:
IQ - Frequency: Alıştığımız kadrodan baterist Paul Cook ve daha da önemlisi klavyede Martin Orford'un gruptan ayrılmasıyla kan kaybeden IQ, bir önceki albümleri Dark Matter'dan sonra onun kadar olmasa da, yine de başarılı sayılacak bir albüme imza atmışlar. Frequency, Stronger Than Friction ve The Province albümün en dikkat çeken parçaları.
Neal Morse - Lifeline: Neal Morse'un son albümü Lifeline için söylenebilecek en iyi söz klasik bir Neal Morse albümü olduğu ve sanırım albümün bu kadar zayıf olmasının sebebi de bu. Neal Morse'un One ve ? albümlerinden bu yana kendini tekrarlıyor olması veya daha önceki albümlerindeki ruhu barındırmaması nedeniyle bu albüme daha pek ısınmış değilim. Ama sevenleri gene de dinlemeli diye düşünüyorum.
Peter Hammill - Thin Air: Daha çok fazla dinleme fırsatı bulamasam da, VDGG'nin yeni çıkardığı Trisector albümünden sonra Peter Hammill çok da hazırlanma şansı bulamamış. Albüm de çok fazla bir şey vaadetmeyen ama gene de kendine has tarzı koruyan ve farklı bir şeyler hazırlamaya çabalayan bir Peter Hammill albümü.
The Mars Volta - Octahedron: Henüz dinleme şansı bulamadığım bir albüm, ama duyduğum kadarıyla bu albümde The Mars Volta biraz daha sakin sularda yüzüyormuş. Diğerlerine nazaran daha soft bir albüm olan Octahedron'u da dinleyen varsa yorumlarını bekliyorum.
Bu arada dün gece, Deep Purple konserindeydim. Hala çok güzel performans sergilemelerine rağmen, özellikle Highway Star, Smoke On The Water gibi eski şarkılarında kulaklarım Ritchie Blackmore'u aradı, sanırım ben hala "bir nota yerine 10 nota sıkıştırmaya çalışayım" diyen Steve Morse'un birbirinin karbon kopyası sololarını sevemiyorum bir türlü. Ian Gillan da artık epeyce yaşlandığından eski şarkılarında sözleri atladı ve bir çok yerde çıkamadı, buna rağmen seyircinin konser sonunda saçmasapan Child In Time diye bağırması oldukça abesti. Don Airey de çok iyi bir klavyeci olmasına rağmen, bazı yerlerde sırıttı bana göre, bunun nedeni de Deep Purple'ın klavyecisi John Lord'durdan başka bir şey değil, daha iyi bir klavyeci de olsaydı gene de kulaklar onu arardı, herkes yerinde güzel. Yine de güzel bir performanstı ve seyirciyi coşturmayı hala çok iyi beceriyorlar. Roger Glover da ilerlemiş yaşına rağmen hala inanılmaz, MKII'nin en ayakta duranı olarak göze çarpıyor, bas gitarı da hala muhteşem çalıyor.
Daha çıkmasına epey zaman olsa da benim için her zaman ayrı bir yeri olan ve 2005'te yeniden biraraya gelmesiyle sevindiren Van Der Graaf Generator'ün bu sene 17 Mart'ta piyasaya sürülecek olan Trisector albümünü duyurmak istedim, saksofon üstadı David Jackson bu albümde yer almamasına rağmen Peter Hammill, Hugh Banton ve Guy Evans'ın VDGG olarak yoluna devam etmesi sevindirici, 10 civarında şarkıdan oluşacağı söylenen albümde, bir tane enstrümantel parça olacak ve söylenene göre bir şarkının 10 dakika civarında olması dışında şarkılar genelde 5 dakikadan kısa olacakmış ilk defa, ben merakla bekliyorum şimdiden.
Yakında The Mars Volta'nın The Bedlam In Goliath albümü çıkacak, sevenlere duyurulur...
Sanırım Bumblefoot derken Buckethead demek istedin:) Bumblefoot Ron Thal albümüydü
Yok harbiden Bumblefoot demek istedim, Buckethead'in yerine son dönemde kadroya dahil oldu. Bu arada Bumblefoot zaten Ron Thal'un lakabı:)
Dream Theater'ın klavyecisi Jordan Rudess, "The Road Home" isimli solo albümü piyasaya çıktı. Albüm Rudess'a ilham veren gruplar ve şarkılardan oluşan bir cover albümü. Ayrıca Neal Morse (Spock's Beard, Transatlantic), Steve Wilson (Porcupine Tree), Nick D'Virgilio (Spock's Beard), Ed Wynne (Ozric Tentacles), Bumblefoot (Guns'N Roses) gibi isimler de albümde Rudess'a eşil etmiş. Albümde yer alan şarkılar:
1- Dance On A Volcano (Genesis)
2- Sound Chaser (Yes)
3- Just The Same (Gentle Giant)
4- JR Piano Medley (Soon-Yes, Supper's Ready-Genesis, I Talk To The Wind-King Crimson, And You And I-Yes)
5- Piece Of The Pi
6- Tarkus (Emerson, Lake & Palmer)
Bu hafta David Gilmour'un Royal Albert Hall'da verdiği konser Remember The Night adıyla dvd olarak Türkiye'de de satışa çıkacak. Özellikle uzun zaman sonra Richard Wright'la birlikte Echoes'u söyledikleri için dikkat çekici bir konser. Bussiness channel'da sound programında tanıtımını görünce ekleyeyim dedim, ama orda verilen bilgilere göre konuk sanatçılar arasında Arnold Layne(!) de varmış, nasıl olduğunu sormayın, David Bowie ile o şarkıyı söyledikleri için listede görünce gerçek biri sanmışlar, bir de haberim nasıl olmadı bilmiyorum geçen sene David Gilmour Türkiye'de konser vermiş ve herkes gözyaşları içinde izlemiş:) Buradan programı da tebrik etmek lazım, çok güzel karıştırıp olayı, doğru düzgün araştırmadan program yaptıkları için zaten bizim müzik programlarımıza da bu yakışırdı.
Riverside, Ekimde çıkan yeni albümleri Rapid Eye Movement'ın Avrupa Turnesinde Türkiye'de.
Tarih: 30-31 Ekim 2007 / 21:30
Yer: Hayal Kahvesi Beyoğlu / İstanbul
Fiyat: 35 YTL (Biletler Biletix'te)
http://www.hayalkahvesibeyoglu.com/detay.asp?eid=513
Eski Soft Machine üyesi Robert Wyatt'ın yeni albümü Comicopera çıktı, albüme Wyatt'ın yanısıra Brian Eno, Phil Manzanera, David Sinclair gibi önemli müzisyenler de katkıda bulunmuş.
Porcupine Tree'nin son albümü Fear Of A Blank Planet'e koymadığı parçaları Nil Recurring adı altında çıktı, isim parçasında Robert Fripp eşlik ediyor yine.
prog rock tabii ki. en basitinden dream theater dinlerken bile aralardaki prog rock bölümleri kulağa kulağa vuruyor. prog rock ve prog metal dinleyen bir insan olarak düz metalden hiç haz etmiyorum.
Bana göre progressive rock, rock müziğin alt kolu olduğuna göre progressive metal de metalin alt kolu olmalı gibi geliyor, ayrıca her metal müzikte de müzikte değişimler olabilir, mesela Metallica'nın bir dönem şarkılarında bile var bu, ama bu onları progressive yapmaz bence. Her metal grubuna progressive denmesi de yanlış, mesela Iron Maiden heavy metal, Rime Of The Ancient Mariner gibi şarkıları varken bile progressive denmiyor.
Bu panoyu da her hafta ya da duruma göre 3-4 günde bir değişecek bir konu hakkında yorumların yazılacağı tartışma platformu şeklinde düşündüm, sizden de gelecek önerilerle konu seçebiliriz. İlk konuyu da ben belirledim izninizle, yorumlarınızı bekliyorum.
Bu panoda sizin için ayrı bir yeri olan şarkılar, onların size hissettirdikleri, düşündürdükleri hakkında.
Not: Panoyu düzenleyip onay tuşuna bastıktan, başlıkları çoktan koymuştum ve bu sırada shuffleda the feeling begins parçasına denk geldi ve çalmaya başladı, ister işaret deyin, ister de tesadüf, insan görmek istediği gibi görür, ama söylemeden geçemedim.